Benimle tatmıştın her mutluluğu, Bırakıp gidersem yaşayamazdın Ömrünü, canını sermiştin ayaklarıma Hani, gülü susuz beni aşksız bırakmazdın Üşüdüğümde güneşim olacaktın Sevgimle yanıp ateş olacaktın Dolarak havaya nefes olacaktın Hani, gülü susuz beni aşksız bırakmazdın Gönlümdeki derdi silip atacaktın, Ümit pınarıyla coşup akacaktın. Kış göstermeyecektin hani, Her mevsim bahar olacaktın Hani, gülü susuz beni aşksız bırakmazdın
Üç arkadaş kafa kafaya verip bir ev tutmuştuk işe girer girmez. Artık paramız vardı ve bekar hayatının bütün nimetlerinden faydalanacaktık. Her hafta farklı bir gece kulübünde sabahlayacak, her pazar sabahı farklı bir hatunla uyanacaktık güne. Bütün haftanın stresini iki günde atacak, yirmi yıllık tahsil hayatımızın meyvesini tadını çıkara çıkara yiyecektik. Ta ki Şükrü gelip yanımıza yereşene kadar. Şükrü içimizdeki tek maldı. Bir baltaya sap olamayıp, sapın ucuna kazma olanlardandı. Hiçbir işi rast gitmezdi. Hiçbir işinin rast gitmemesini mallığına yoruyorduk doğal olarak. Bütün gün evde boş boş oturur, sabahtan akşama kadar televizyon izler, internette gezinirdi. Arada bir iş ilanlarına bakar, aklına esenlere başvururdu. Daha hiç mülakata çağırıldığı vaki değildi. Pardon! Bir tanesine çağırılmıştı ve koşa koşa gitmişti. Mülakatın akşamında yemekten sonra sormuştuk. Nasıl geçmişti mülakat? "Adamları gözüm tutmadı aga. Zaten işe de laf olsun diye başvurdum. Reprezant...