Efendim tarih M.Ö. gidebildiğiniz kadar gidin işte. Henüz
ateş keşfedilmemiş. Anlayın yani. Angara o sıralar bırak büyükşehiri, belediye bile
değil, kendi çapında bir şehir devletiymiş. Ama ne devlet! Rüşvet, torpil, iltizam
ve dahi cemaatçilik bir milyoncu dükkanına dönmüş, kapanın elinde kalıyormuş. Dönemin
aydınları; Homeros, Öklit, Pisagor ve Yamuk, her akşam Zeus’un Meyhanesinde
toplanıp, iki tek atarak “Ne olacak memleketin hali?” yollu tartışmalar
yapıyorlarmış. Halk çaresizlik içinde bir kurtarıcı bekliyormuş. Aslında o
kurtarıcı çok uzaklarda değilmiş ama hayata küsmüş. Evet, bu kahraman tarih
kitaplarından da bildiğiniz Güdüllü Oral. O Oral ki şanı üç kıtaya yayılmış bir
cengaver. Nice yiğitleri toprakla yek vücut etmiş. Ama olmamış işte. İsimden kaybetmiş.
Oral isminde halk kahramanı mı olurmuş? Olsa olsa diş kliniği olurmuş. O
zamanlar nüfus dairesi de bulunmadığı için ismini değiştirememiş. Küsmüş
hayata. Çekilmiş mağarasına, kendini sanata vermiş. Bir elinde palet, diğerinde
fırça mağara resimleri yapmaya başlamış…
Gel zaman git zaman bayırın Spartalılar’ı Anadolu’yu işgal
etmiş, bir tek Angara kalmış pislemedikleri. Bu Spartalılar aslında gariban
takımından. Evveliyatları Isparta’ya dayanır. Zamanında çok hor görülmüş,
itilip kakılmışlar. Sonra bir umut deyip ekmek parası uğruna göç etmişler
Diyar-ı Rum’a. Yani Isparta’dan göçen bir avuç gurbetçi. Neyse efendim, bunlar Rum’un
her türlü pis işini yapmışlar, yapmışlar ama iyi de para kazanmışlar. Elleri
biraz para görünce bitleri kanlanmış deyyusların. Başkaldırmışlar Rum’a, asi
olmuşlar. Köyleri, şehirleri yakıp yıkmışlar. Bütün Rum diyarını işgal
etmişler. Bir zamanlar itilip kakıldıkları Anadolu’ya da “Yaslı gittim şen
geldim aç … ben geldim” makamında edepsiz türküler çığırarak, yakıp yıkarak geri
dönmüşler. Bizim aydınlar Oral’ın resim atölyesinde almışlar soluğu. “Yiğit
Oral, etme eyleme, amanı bilin mi amanı?” demişler. Tabi yufka yüreği cız etmiş
Oral’ın ve hemen pegasusuna atladığı gibi Spartalılar’ın ordu merkezine
kanatlanmış. Hiddetle dalmış çadıra. “Bre bulaşıklar, ne bu densizlik!” diyerek
patlatmış narayı. Amanın, bir de ne görsün karşısında. Bir dilber, ama öyle bir
dilber ki sanki dolunayın yeryüzündeki vekili. Dizlerinin bağı çözülmüş. Kıza
yaklaşıp ve kekeleyerekten “İsminizi bu biçareye bahşedip viran gönlünü mesrur
eder misiniz?” diye sırnaşmış. Kız
fısıltıyla “Eizabeth” demiş fakat pancar gibi de kızarmış. Cesarete gelen Oral
iyice pişkinleşip hemen evlilik teklif etmiş. Elizabeth hemen evet dememek için
kendini zor tutmuş. “ Bilmem ki, paşa babam Agamemnon izdivacımıza müsaade eder
mi?” diye naz makamında terennüm etmiş ki bu sırada çadıra Agamemnon girmiş. “Bu
ne irezilliktür” diye esmiş ama gürleyemeden Anadolu’nun en büyük kahramanı
Güdüllü Oral’ı tanımış. Kendine çeki düzen vermiş hemen ve kurnaz, pis bir
edayla “Oral Bey oğlum biz de size gelecektik, niye zahmet ettiniz?” demiş. Oral
hiç istifini bozmamış, Anadolu örf ve adetlerine uygun olarak Agamemnon’un
elini öpmüş ve kararlı bir şekilde “Allah’ın emriyle kızını istiyorum.” demiş. Agamemnon
mütereddit “Bir de Zeus’a danışsaydık” yollu çamur stratejisi uygulamak istemiş
amma Oral tavizsiz bir edayla “Penceresi cam cama, selam söyle Zeus amcama”
deyip pegasusa atlamış, terkisine de Elizabeth’i aldığı gibi Angara’nın yolunu
tutmuş.
Bugünkü Roma Hamamı’nın karşısındaki Venüs Düğün Salonunda
dillere destan bir düğün yapmışlar. Nikahlarını Melik başkan kıymış. Behçet Z. ve Homeros ise şahitleri olmuş. Düğünlerinde
Angara’nın devlet sanatçıları Namık, Yaşar ve Coşkun saz çalmış. Fidayda,
güvercin, şişeler… Aristo ve Platon pistten hiç inmemişler. Arada bir oynamaya
çıkan ihtiyar Sokrat ise yaptığı ilginç figürlerle mest etmiş davetlileri.
Sabaha kadar sürmüş düğün.
Anadolu’yu almaya gelip kızını kaptıran Agamemnon ise tası
tarağı topladığı gibi gerisin geriye Sparta’ya dönmüş. O günden sonra da halk
arasında “Eşeğe cilve yap demişler, tutmuş çifte atmış” lafı darb-ı mesel
olmuş. Gökten bir elma düştü onu da teselli olsun diye Agamemnon’a verdim.
Onlar ermiş muradına, darısı okuyan bekarların başına…

Yorumlar
Yorum Gönder