Ana içeriğe atla

Vicdan Yanığı



Şu an Laponya'dan bildiriyorum. Hayır yazım yanlışı yok. Japonya değil. Okunduğu gibi yazılıyor: Laponya.
Dışarıda lapo lapo kar var benim içim yanıyor. Zaten ne zaman lapo lapo kar yağsa aklıma rahmetli Barış Manço gelir. İçerim hafif cız eder. Dünya gözüyle bir kere göremedim iki çift laf edemedim diye. Gerçi benim gibi adam olmayacak bir çocukla konuşma tenezzülünde bulunacak kadar alçakgönüllüydü fakat ben onun karşısına çıkacak kadar masum bir çocuk değildim. Ispanağı sevmeyişimle veya dişlerimi fırçalamayışımla alakalı değildi bu.

Sadist bir velettim. Güneş açıları dikine dikine düşerken büyüteçle karıncaları yakardım. Vahşi parmaklarımın arasında debelenen karıncalardan önce çıtırtılar duyulurdu. Sonra midemi bulandıran iğrenç bir yanık kokusu. Bu kokudan nefret ederdim, ancak kokudan kurtulmanın verdiği hazzı tekrar yaşamak için koca bir karınca aşiretinin kökünü büyütecimle kuruttum.

Yıllar geçti ve çocukken söndürdüğüm ocakları, yıktığım yuvaları unuttum. Ta ki o meş'um olay vaki olana kadar.
Bir gece bekar evinde sahur için lokma tatlısı kızartıyorduk. Ben yağ dolu tencerenin başında duruyor, kızaran lokmaları tencereden kaşıkla çıkartıyordum. Yine elimdeki kaşığı tencereye daldırdığım sırada bir patlama oldu ve kendimi antrede acı içinde kıvranırken buldum. Sonra hastane falan derken nihayet elim sarılı bir şekilde yatağa girdim.

İkinci derece yanık nedir yaşayan bilir, peki vicdan yanığını kim bilir?Gözlerimi kapattığımda birçok karınca silueti beliriyordu karşımda. Yıllar önce yaktığım karıncalar karşıma geçmiş, en masum bakışlarıyla vicdanımı birinci dereceden yakıyorlardı.
"Yerdekilere merhamet etmeyene, gökten rahmet inmez"di, nitekim inmedi de...

O dönence senin bu dönence benim bütün dünyayı gezmiş olan Barış Abi, acaba Laponya'ya da gelmiş midir? Karıncaların vicdanı, Laponyalılar'ın lokma tatlısından haberi var mıdır?

Laponya'dan bildiriyorum. Dışarıda lapo lapo kar var, benim vicdanım yanıyor.

Yorumlar

  1. o karınca yakma ayinlerinde bulunmuşluğum çoktur :(

    YanıtlaSil
  2. hepimiz aynı gemideyiz reyiz.
    ha ayrıeten, yazını beğendim, hoş olmuş

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tarak

- Şişşşş, kalk lan, kalk. - Dur biraz ya, en heyecanlı yerdeyim. - Lan kalk, dellendirme adamı! - Ya ne var gene ya, ne var? - Ölmüş eşek gibi yatıp duruyon. - Off. Ya Mümtaz abi gene mi sen? - Ulan hayvan, insan bi hoş geldin der önce. - Ya Mümtaz abi sen ne biçim ölüsün Allah aşkına. Zırt pırt gelip duruyosun. Yok mu orda başınızda bekleyen birileri. - Bizim kazanın zebanisinin bi işi varmış dünyada. Bana görev yazdı. Aramız iyi de. - İnanmıyorum sana abi ya. Gittin üç ayda zebanilerle kanka mı oldun? - Beni biliyon Ersinciğim. Sıcak kanlı insanım. Girdiğim her ortamda, hemen herkesle kaynaşırım.

Kulak Memesi Kıvamında

* Sıcaktan korunmak için en son tercih edilmesi gereken yer ateşin gölgesidir. * En güzel vehim kadındır. * Özgür düşünce, düşünmeyi öğrendiğin o ilk anda biter. * Bir fili sineklikle öldüremezsin. * Bir sineği öldürmek her zaman daha kolaydır. * Çay demlemek ciddiyet gerektirir. Sallamaya gelmez! * Sandalye ancak dört ayağıyla makbuldür. Tek ayağı kırık sandalyenin itibarı yoktur. * Sigaram hakkında söz söyleyenler, onun kadar dosdoğru olabilseler keşke. * Hayat kadar gerçekçi bir yalan olamaz. * Üzümün kanını, arpanın sidiğine tercih ederim. * Yıldızları ikişer ikişer sayman pek bir şey değiştirmeyecek. * Elektrikler kesildiğinde tezgahın üzerindeki sütle buzdolabındaki sütün kaderi aynıdır: Çöp! * Hatıralar sarmış dört bir yanımı ve benden teslim olmamı istiyorlar. * İki ucu boklu bir değnek varsa elimde, mutlaka iki ucundan birden tutarım. * Haliyle senin söylediklerin değil, aynı şeyleri söyleyen daha muteber birisinin söyledikleri itibar görecektir....

İtin Makatı

"Nihayet mart ayı geride kaldı. Artık köşe başlarına, duvarlara sinmiş; ince ince bakış atan, çapkın çapkın bıyık buran kedilerin hışmından kazasız belasız kurtulduk." diye düşünerek eve doğru yürüyorum. Dudağımda "Hava ayaz mı ayaz" makamında ıslık, ellerim ceplerimde yürüyorum... Bina kapısına geldiğimde üç anahtarlı anahtarlığımı şıngırdatarak çıkartıyorum. Üçünü de teker teker deniyorum her zamanki gibi. Her zamanki gibi üçüncü anahtarla açılıyor kapı. İkinci katı sessiz ve seri adımlarla çıkıyorum. Yönetici deli kadın her an çıkabilir ve saçma-sapan sorularla beynimi iğfal edebilir. Menopoz sıkıntısını benim üzerimden savuşturmaya çalışabilir. Hayalet gibi süzülüyorum kapısının önünden...