
Azgın kalabalıkların gazabına uğramış indirimli ürün rafları gibi dağılmış bir haldeyim. Dağılmış ve parçalanmış... Geç kalan müşterilerin hayal kırıklıkları ve öfke dolu bakışları yükleniyor üzerime bir de.
Oysa ne hayallerim vardı benim. İnsanların bulabilmek için bütün şehri altüst ettikleri fiyakalı bir etajer olmak isterdim. Yahut her evin ihtiyacı metal bir kerata. (Plastikler çabuk kırılabiliyor, ayrıca adı üstünde plastik.)
Kağıttan kulelere benzeyen hayallerim de yıkıldı nitekim. Beceriksiz parmaklarım kağıttan kule yapmayı bile beceremez ya, neyse. Beni hayata bağlayacak bütün halatlar kopuyor birer birer. Zifiri bir buhranın içine doğru yuvarlanıyorum. Halbuki hayat güzel, yaşamak istiyorum. Yaşamak içinse bir sebep sadece...
- Hasan, çay demlendi, içecek misin?
- Hastaya karpuz sorulur mu?
Yorumlar
Yorum Gönder