Ana içeriğe atla

İthal Öğretmen


Dil öğretiminde, dili öğretecek olan kişinin, o dili anadili olarak bilmesi öğrenen açısından çok büyük avantaj. Yani ingilizce öğretmeninin anadilinin ingilizce olması... Olaya teorik olarak bakarsan gayet güzel bir fikir. Ancaaak burası Türkiye olunca işin rengi değişiyor. Arkadaş, ingilizce şart deyip her yere ingilizce öğretmenliği açmışsın. Yetmemiş açıköğretim fakültesinde iki yıllık şipşak eğitimle ingilizce öğretmenliği diploması dağıtmışsın. Sonra param yok deyip bunların atamasını yapmamışsın. Sadece İngilizce olsa yine iyi. Eğitimin can damarı olan sınıf öğretmenliğinde de aynı gerekçe ile atama yapmıyorsun.

İstanbul'da bir okulda ilköğretim üçüncü sınıf öğrencilerinin 3 yılda sekiz (sayıyla 8) öğretmeni değişmiş.(Yaşanmakta olan Vak’a)

Bundan sonra anlatacaklarım ise olması muhtemel olaylar.

Ali, 65 kişilik bu sınıfta okuma yazmayı öğrenemeden 4. sınıfa geçecek. Tam okuma-yazmayı öğrenir gibi olduğunda ilköğretim bitecek. Ailesi "bundan adam olmaz" diye okuldan alacak ve muhtemelen bir merdivenaltı imalathanede kot işçisi olarak sigortasız çalışmaya başlayacak. 28 yaşına geldiğinde "silikozis" hastalığından dolayı hayatını kaybedecek.

Yine aynı sınıfta okuyan Cengiz evden kaçacak. Sokaklarda yatıp kalkacak. Tiner koklamakla başlayan sokak hayatı, torbacılıkla devam edecek. Parasız kaldığında gasp hırsızlık yapacak. Her yakalandığında karakolun ön kapısından girip mahkemenin arka kapısından çıkacak.30 yaşına gelmiş ve hala atama bekleyen, bu arada da mevsimlik öğretmen olarak milli eğitime kölelik yapan, İngilizce öğretmeni Mehmet’i 20 TL. için bıçaklayarak öldürecek. Haber bültenlerinde bu “Vahşet” tekrar tekrar gösterilecek. Bir yandan Mehmet Öğretmenin hayatı üzerinden ajitasyon yapılarak bol bol reyting alınırken, diğer yandan Cengiz’in hayatı üzerinden sosyolojik analizler yapılacak. Ekrana çıkan koca koca adamlar ağızlarını doldura doldura “Eğitim Şart” diyecek.

Bu haberleri izleyen Milli Eğitim Bakanı bir sabah kalkacak "Eğitim Şart" diyerek yeterli öğretmen yetiştirmediği anaokulunu zorunlu hale getirecek. Ertesi gün “Toplumun psikolojisi bozulmuş” deyip 1000 mezunu olan PDR öğretmeliğinden 2000 tane almaya kalkacak. Bir sonraki gün İngilizceyi, en iyi anadili İngilizce olan biri öğretir deyip 40 bin İngilizce öğretmeni ithal edecek.
Bakan her sabah kalktığında yeni bir Eğitim reformu yaparken Aliler, Mehmetler, Cengizler pisi pisine ölecek.

Bir gün bakan, ithal öğretmenlerinin başarısını test etmek için Bağcılar’da bir ilköğretime gidecek ve bir sınıfa girecek.

“How are you today class”

“FUCK YOU”

Not: Bahsi geçen olaylar kurmaca, kişiler ve kurumlar ise hayalidir. Türkiye'de işsiz öğretmen falan da yok. Ben de bir hayaletim zaten.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tarak

- Şişşşş, kalk lan, kalk. - Dur biraz ya, en heyecanlı yerdeyim. - Lan kalk, dellendirme adamı! - Ya ne var gene ya, ne var? - Ölmüş eşek gibi yatıp duruyon. - Off. Ya Mümtaz abi gene mi sen? - Ulan hayvan, insan bi hoş geldin der önce. - Ya Mümtaz abi sen ne biçim ölüsün Allah aşkına. Zırt pırt gelip duruyosun. Yok mu orda başınızda bekleyen birileri. - Bizim kazanın zebanisinin bi işi varmış dünyada. Bana görev yazdı. Aramız iyi de. - İnanmıyorum sana abi ya. Gittin üç ayda zebanilerle kanka mı oldun? - Beni biliyon Ersinciğim. Sıcak kanlı insanım. Girdiğim her ortamda, hemen herkesle kaynaşırım.

Kulak Memesi Kıvamında

* Sıcaktan korunmak için en son tercih edilmesi gereken yer ateşin gölgesidir. * En güzel vehim kadındır. * Özgür düşünce, düşünmeyi öğrendiğin o ilk anda biter. * Bir fili sineklikle öldüremezsin. * Bir sineği öldürmek her zaman daha kolaydır. * Çay demlemek ciddiyet gerektirir. Sallamaya gelmez! * Sandalye ancak dört ayağıyla makbuldür. Tek ayağı kırık sandalyenin itibarı yoktur. * Sigaram hakkında söz söyleyenler, onun kadar dosdoğru olabilseler keşke. * Hayat kadar gerçekçi bir yalan olamaz. * Üzümün kanını, arpanın sidiğine tercih ederim. * Yıldızları ikişer ikişer sayman pek bir şey değiştirmeyecek. * Elektrikler kesildiğinde tezgahın üzerindeki sütle buzdolabındaki sütün kaderi aynıdır: Çöp! * Hatıralar sarmış dört bir yanımı ve benden teslim olmamı istiyorlar. * İki ucu boklu bir değnek varsa elimde, mutlaka iki ucundan birden tutarım. * Haliyle senin söylediklerin değil, aynı şeyleri söyleyen daha muteber birisinin söyledikleri itibar görecektir....

İtin Makatı

"Nihayet mart ayı geride kaldı. Artık köşe başlarına, duvarlara sinmiş; ince ince bakış atan, çapkın çapkın bıyık buran kedilerin hışmından kazasız belasız kurtulduk." diye düşünerek eve doğru yürüyorum. Dudağımda "Hava ayaz mı ayaz" makamında ıslık, ellerim ceplerimde yürüyorum... Bina kapısına geldiğimde üç anahtarlı anahtarlığımı şıngırdatarak çıkartıyorum. Üçünü de teker teker deniyorum her zamanki gibi. Her zamanki gibi üçüncü anahtarla açılıyor kapı. İkinci katı sessiz ve seri adımlarla çıkıyorum. Yönetici deli kadın her an çıkabilir ve saçma-sapan sorularla beynimi iğfal edebilir. Menopoz sıkıntısını benim üzerimden savuşturmaya çalışabilir. Hayalet gibi süzülüyorum kapısının önünden...