Tabancamı çıkarttım ve yavaşça alnına doğru kaldırdım. "Senden korkmuyorum" demeye çalışan gözlerle bakıyordu, fakat dizleriyle gözleri aynı dili konuşmuyordu. Hani neredeyse iskemleye bağlı olmasa seke seke gidecekti dizleri. Gözlerine biraz daha dikkatlice baktığımda, göz bebeklerinin derinliklerindeki yaşama arzusunu gördüm... Yaşama arzusu deyince Irvin Yalom geldi aklıma. Acaba Irvin Yalom'un herhangi bir kitabını okumuş muydu daha önce? Yok olmadı bu soru... Doğrusu, daha önce hiç kitap okumuş muydu, olmalıydı. Ağzındaki bandı çıkartıp sorsam ve evet cevabı alsam ne yapardım acaba? Affeder miydim? Hımmm, belki... Okuduğu kitaba bağlı biraz da. Mesela "Kürk Mantolu Madonna"yı okumuşsa gitmesine izin verebilirdim. Hatta, Raif Efendinin istasyonda kızıyla karşılaştığı sahneyi okurken gözyaşlarını tutamamışsa hemen salıverirdim. Dışarıdan gelen köpek sesleriyle irkildim birden. Tekrar göz göze geldik. Bu sefer de bakışlarıyla alay ediyordu. Gözleri, ...