Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ekim, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Ne mi yedim?

Geçenlerde Dilaver'e rastladım. Uzun süredir görüşmüyorduk. Nasıl da özlememişim. Ayak üstü biraz lafladıktan sonra bir bahane bulup kaçarım diye düşündüm. Ama nerde bende o şans? Hal hatır faslından sonra sorduğu ilk soruya (Nereye gidiyorsun?) gaflet içerisinde verdiğim cevap (Hava almaya çıktım, boş boş geziyorum işte.) yüzünden mecburen Dilaver'e katlanacaktım bugün. Bana rastladığı iyi olmuşmuş, telefonla bana ulaşamıyormuş, bir yerlere gidip iki lafın belini kırmalıymışız. Mıy mışız? Neyseymiş, bildiği ucuz bir çaycı varmış, biraz salaş bir mekanmış, sapa bir yerdeymiş ama olsunmuş, çayı ucuzmuş, bir bardak çaya bir kilo çay parası vermek us karı değilmiş. (Ah öztürkçe zevzekliği ah!)

Mesleğe Saygı: Tıraş

Arkadaş, bi kere insanın yaptığı işe saygısı olacak! Eğer sesinle bir iş yapıyorsan sesine dikkat edeceksin. Ayakların mesleğin için çok önemliyse ayaklarının bakımına özen göstereceksin. Parmaklarınla bir iş yapıyorsan parmaklarını koruyacaksın. ( Burada parantez açmak zorundayım. "Parmakla iş" deyince aklına saçma-sapan şeyler gelebilir. Gelmediyse bile şu andan itibaren düşünmeye başlamışsındır muhakkak. Parmakların önemli olduğu meslekler; dişçi, piyanist vb.) Ben bu konuya çok önem veririm. Mesela, geçenlerde Taksim'de travestiye benzer bir şeye rastladım. Adam işkembecide oturmuş çorba içiyordu. Buraya kadar her şey normal. Lakin biraz daha yakından geçince bir de ne göreyim? Adam iki günlük sakalla oturuyor. Nasıl bir sinirlendim anlatamam. Bir an içimden o çorba tasını alıp kafasına geçirmek geldi. Yav arkadaş. (Buradaki hitap lafın gelişi.) Sen travestisin. ( Yok sana demedim. Hikayemize konu olan kişiye söylüyorum.) Senin bir mesleğin var. Bu mesleğind...