Geçenlerde Dilaver'e rastladım. Uzun süredir görüşmüyorduk. Nasıl da özlememişim. Ayak üstü biraz lafladıktan sonra bir bahane bulup kaçarım diye düşündüm. Ama nerde bende o şans? Hal hatır faslından sonra sorduğu ilk soruya (Nereye gidiyorsun?) gaflet içerisinde verdiğim cevap (Hava almaya çıktım, boş boş geziyorum işte.) yüzünden mecburen Dilaver'e katlanacaktım bugün. Bana rastladığı iyi olmuşmuş, telefonla bana ulaşamıyormuş, bir yerlere gidip iki lafın belini kırmalıymışız. Mıy mışız? Neyseymiş, bildiği ucuz bir çaycı varmış, biraz salaş bir mekanmış, sapa bir yerdeymiş ama olsunmuş, çayı ucuzmuş, bir bardak çaya bir kilo çay parası vermek us karı değilmiş. (Ah öztürkçe zevzekliği ah!)